Kirsten Landman ile Röportaj

rb_sea_to_sky_2016_f-l-nazdraczew_dsg7426-620x413

Kirsten Landman, enduro dünyasının en ilham verici karakterlerinden biri. 2013’te yaşadığı korkunç kazanın ardından ölümden dönen Kirsten 11 gün komada kalıp yaşam savaşını kazanmıştı. Ve asıl ilham verici olan, bu ölümcül kazanın ardından sadece 6 ay sonra yarışlara geri dönüp Red Bull Romaniacs’ın 2014 edisyonuna katılmıştı.

Kirsten, geçtiğimiz yıl da Red Bull Sea to Sky’da yarışmış ve yarışı bitirerek bu klasmanda bir extreme enduro mücadelesini tamamlayan ilk kadın yarışçı olmuştu. Bu yıl yeniden hem eğlenmek hem de geçen sene yaptığı dereceyi geliştirmek için Red Bull Sea to Sky’a geldiğini söyleyen Kirsten Landman ile hem dönüm noktası olan kazayı, hem kariyerini hem de bu seneki yarıştan beklentilerini konuştuk.

Kirsten, istersen ilk olarak, motorsporları dünyasına nasıl girdiğinle başlayalım.

İlk motosikletimi 8 yaşında almıştım. Ailemde, babamda ve amcamda motosiklet vardı. Bir nevi aileden gelen bir etki diyebilirim.

Gerçekten mi? 8 yaşında?

Ailem motorsporları ile zaten içli dışlıydı. O yüzden biraz erken başladım. Beni sürekli uyarıyorlardı elbette çünkü bu işin tehlikeli olduğunun farkındalardı. Sonra bana Go Card araçlarından aldılar ama o arabalar pek ilgimi çekmedi.

Başlarda sadece eğlenmek için motosiklet sürüyordum çünkü bir taraftan da okulum vardı. Ama bu işi ciddi olarak yapmam 19 yaşımda sponsor almamla başladı. Onlar bana motosiklet ve diğer gereçleri verdiler ve ben de bu işe daha profesyonel bakmaya başladım. Sonra sürüşüm de profesyonelleşti. 2012’de Roof of Africa’da ulusal kadınlar kategorisinde bronz madalya aldım. 2013’te de KTM Güney Afrika takımına katıldım. Artık benim için tam zamanlı bir iş bu.

rb_sea_to_sky_2016_f-l-nazdraczew_dsc1967

Sanırım ciddi bir kaza geçirmişsin, sonra iyi bir geri dönüş yapmışsın…

Evet. 2013’te… Bir offroad yarışıydı. Günde 500 kilometre yol yapılan bir yarıştı. Çöl yarışının ikinci gününde bir çotuğa çarptım. Ağır bir kazaydı ve Güney Afrika’da bir hastaneye transfer edilmem zaman aldı. Normalde ilk 8 saatin kritik olduğu söylenir ama ben 36 saat sonra ameliyata alınabilmişim. 11 gün komada kaldım. Yaşam destek ünitesine bağlı kaldım. Tam anlamıyla ölümden döndüm.

Ölümün kıyısından dönmüşsün gerçekten.

Evet, doktorlar bile yaşadığıma inanamadı. Bunun bir mucize olduğunu söylediler. Tüm organlarım iflas etmişti. Beni sürekli uyutuyorlardı çünkü acı çekmemem için morfin veriyorlardı ve uyandığımda çok öfkeli oluyordum. Karnımda büyük bir yara vardı ve ben uykudayken sürekli o yarayı açıp kanları temizliyorlardı. Pankreasım yarılmıştı mesela onu temizliyorlardı. Kendime gelir gelmez ilk düşündüğüm şey yeniden yarışmak oldu. Ailem de “Kirsten yeniden yarışacak” dedi. Bu bana güç verdi. Toparlanmama büyük oranda yardımcı oldu.

Bu kaza hayatımı değiştirdi. Öncesinde küçük şeylere takar ve yaşadığım hayatın çok farkına varmazdım. Kazadan sonra ölüm gerçeği ile yüzleştim. Artık hayatı dibine kadar hissediyorum. Yarışmaktan büyük keyif alıyorum, işimi eğlenerek yapıyorum.

İnanılmaz bir hikaye gerçekten. Peki, kazadan sonra Red Bull Romaniacs’ta tekrar yarışman arasında ne kadar süre var?

Temmuz 2013’te kaza yapmıştım, Ocak 2014’te yeniden motora biniyordum. Red Bull Romaniacs’a da 2014’te döndüm. Yani toplamda 6 ay. Aslında kazadan 6 hafta sonra yaralarım nüksetti, bu yüzden epey zorluk çektim. Tam 11 kilo kaybettim. Gerçekten ölü gibi görünüyordum ama sonra tüm gücümle toparlandım, güvenimi ve gücümü geri kazandım ve bunların hepsi 6 ay içinde oldu.

Red Bull Sea to Sky Facebook sayfasında bir fotoğrafını gördüm. Motosikletinin üstünde duruyorsun. Motosikletinin iki kolunda iki ayrı şey yazıyor. Ne yazıyor orada?

Evet, sol tarafta “tekerleri döndürmeye devam et,” sağ tarafta ise “sonuna kadar git” yazıyor. Bu benim mottom gibi ve aynı zamanda motive olmamı sağlıyor. Zorlu bir yarışta ne zaman yorgun düşsem, pes edecek gibi olsam kendimi motive etmek için bunu hatırlıyorum. “Devam et.”

cv_161006_redbull-sea-to-sky_acl6083

Peki, Red Bull Sea to Sky’da –keyif almak dışında- kendine bir hedef koydun mu?

Evet, dediğin gibi buraya büyük bir beklenti ile gelmedim. Yarışmak ve bundan keyif almak için buradayım. Daha önce de buraya aynı beklenti ile gelmiş ve yarışı bitirip Extreme Enduro’da bu klasta bir yarışı tamamlayan ilk kadın sürücü olmuştum. Bu yıl da biraz daha tecrübe kazanmak ve keyif alıp yarışı yine bitirmek istiyorum. Ama biliyorsun bu Hard Enduro ve her şey olabilir. Güçlü hissediyorum ve kesinlikle yarışı bitirmek istiyorum. Geçen yıl 58. olmuştum. Bu sene biraz daha iyisini yapmaya çalışacağım.

Erkeklerin domine ettiği motorsporları dünyasında bir anomaliyi teşkil ediyorsun. Başarının yanı sıra belki de bugün bu yüzden basın konferansında herkes seninle röportaj yaptı. Kadın sporcu olarak bir pozitif ayrımcılık hissediyor musun? Öyleyse bunun hakkında ne düşünüyorsun?

Biliyor musun bu aslında ilk kez burada ve bugün oldu. Yani başka yerlerde bu kadar dikkat çekmiyorum aslında. Diğer etkinliklerde büyük yarışçılar her zaman daha çok ilgi çekiyor ve kimse yarışta bir kadın olduğuyla pek ilgilenmiyor. Çünkü biz erkeklerin egemen olduğu bir branşta bu işi yapıyoruz. O yüzden zannedildiği kadar ilgi çekmiyoruz. Ama burada, sanırım geri dönüş hikayemin bilinmesi nedeniyle de daha çok ilgi gördüm ve açıkçası bundan da epey keyif aldım.

Aslında bu şu açıdan da iyi bir şey. Biz buradayız ve “yapılmaz” denen bir şey için çabalıyor ve başarıyoruz. Bu durum diğer insanları da cesaretlendirebilir ve böyle olması beni de epey sevindirir. Ben büyürken kendime örnek alabileceğim, idol olabilecek bir kadın yarışçı yoktu. O yüzden küçük bir kızın büyürken ve böyle bir hevesi varken kendine örnek alabileceği bir yarışçı olmasının ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ben o yarışçılardan biri olabilirsem de bu beni mutlu eder.

Sevdiğin bir işi yapıyor ve dünyayı dolaşıyorsun. Bu nasıl hissettiriyor?

Bu tabii ki benim için harika bir deneyim. İlk başlarda pek Güney Afrika dışına çıkmamıştım ama şimdi işim sayesinde dünyayı dolaşıyorum ve bir sürü yeni arkadaş edinip ilham verici tecrübeler yaşıyorum. İşimi çok seviyorum ve her zaman çok sevdim. Bu işten hiç para kazanmasaydım da keyif alırdım eminim.

Red Bull Sea to Sky üç ayrı gün ve etaptan oluşuyor. Diğer yarışlarla da karşılaştırırsan, genel olarak Red Bull Sea to Sky ve formatıyla ilgili neler düşünüyorsun?

Red Bull Romaniacs oldukça zor. Beş gün sürüyor ve her anı bir meydan okuma gibi. Roof of Africa’da da yarıştım ve oradaki dağ etabı Red Bull Sea to Sky’ınkine oldukça benziyor. Ama orada daha zorlu bir yarış oluyor. Red Bull Sea to Sky hepsinden farklı ve eğlenceli. Mesela ilk günkü Plaj Yarışı oldukça keyifli ve fazla yorucu değil. Zevk alınabilen bir Hard Enduro yarışı. En zor etap Dağ Yarışı elbette ama tüm yarışa bakarsak rahatlıkla Hard Enduro dünyasının en iyi ve en keyifli yarışı olduğunu söyleyebilirim.

Comments